Grant Morrison’dan Death Metal’e Batman İnceleme Part 1: Black Glove

Modern Batman’i ve ana akım Batman çizgi romanlarını anlamak için en iyi başlangıç olan Grant Morrison’ın Batman’lerini üç gruba ayırabiliriz; Batman and Son ve The Black Glove, Batman: RIP ve Final Crisis, son olarak da Batman and Robin ve Batman Inc. Benim bugün üstünde duracağım ise ilk grup olan Batman and Son ve The Black Glove olacak.

Başlamadan önce Grant Morrison’ın Batman’le ilişkisinden bahsetmek istiyorum. Grant Morrison, Batman karakterine uzak birisi değil. Her ne kadar ilk kez ana bir Batman serisi yazıyor olsa da önceden Batman Arkham Asylum, Batman Gothic ve Batman ağırlıklı JLA romanlarından karaktere büyük bir aşinalığı vardı. Bütün bu romanların ana fikri de şudur; Batman dünyanın en tehlikeli adamıdır.


Andy Kubret’ın enerjik ve renkli çizimleriyle birlikte kitabın ilk kısmı aksiyon, macera ve heyecan dolu bir hikâyeye doğru yol alır. Zaten ilk gördüğünüz görseldeki gibi bir açılış yapan bir romandan başka ne bekleyebilirsiniz ki? Şunu da eklemeliyim, bu benim favori açılış sayfalarımdan biridir. Bir çizgi romana başladığımda romanın ilk sayfaları hikayenin nasıl ilerleyeceği hakkında büyük önem taşımakla beraber bazen bütün kitabın tonunu belirler.


Artık kitabın içeriğine gelirsek, kitabın adından da anlayabileceğiniz gibi, ilk cildin en önemli kısmı, yeni bir karakterin doğuşu. Artık üzerinden seneler geçtiği için kimseye yeni bir habermiş gibi gelmese de bu cilt, Grant Morrison’ın Batman mitolojisine en büyük katkısı olan Damian Wayne’nin okuyucuyla ilk kez tanıştığı yerdir.

Talia al Ghul ve Bruce Wayne’den alınan mükemmel genlerin, genetik mühendislikle birleştirilmesiyle yapılmış bu çocuk, Batman’in bütün dengelerini bozar.

Damian ilk başta çok şımarık ve rahatsız edici seviyede sinir bozucu bir velet olmasına rağmen okudukça aslında, her ne kadar biz bu anlayana kadar hem okuyucuyu hem de Batman’i delirtse de, sadece babasının saygısını ve sevgisini kazanmaya çalışan bir çocuk olduğunu kavrıyoruz.


Yine de, eğer genetik olarak ayarlanıp dünyanın en tehlikeli suikastçıları tarafından yetiştirilip bir de üstüne “Şeytanın Kızı” lakaplı bir anneniz olsaydı siz de biraz farklı davranmazdınız herhalde. Damian’ın her haraketlinin doğru olduğunu düşünmüyorum ama bir gün babasının yerini alacağını ve bunun onun hakkı olduğuna inandırıldığı için bazı hareketlerini anlayabiliyorum. Bu bazı hareketlerin içinde o sıradaki Robin olan Tim Drake’i ölesiye yaralamak ve bir suçlunun kafasını kesmek gibi şeyler olabilir belki. Her neyse, Damian’ın hikâyesi ucu açık bir şekilde bittikten sonra Batman’i büyük tehlikeler bekliyor; Batman’in hayaletleri.


Keskin nişancı bir Batman, Bane’e benzeyen bir Batman ve “Şeytan” bir Batman kahramanımızın kâbusu olur. Grant Morrison, bu Batman kopyalarını bütün ana akım Batman serisi boyunca kullanarak, Batman adını mitleştirmiştir. Bütün romanları okudukça fark edeceksiniz ki; Batman asla ölmeyecektir ve “Batman ölür mü?” sorusunu sormak tam bir saçmalıktır. Bir insan olmaktan çıkmıştır artık Batman. Bir sembol, bir düşünce haline gelmiş, iyilere ve kötülere ilham kaynağı olmuştur. Bunların yanında Morrison, ilerideki romanlarında kullanacağı kötü kahramanlarını ve kendi yeni Batman mitini Batman 666’da yazmaya başlar.

Batman’in 666. sayısı olan bu hikayede, Bruce’un öldüğü ve yerine Damian’ın geçtiği uzak bir gelecekle karşılaşırız. 666, gelecek romanlarda çıkacak kötü adamlar, şeytanın arka plandan yönettiği olaylar, açıklanamayan karanlık bir gelecek ve dünyanın sonuna dayanmış bir Gotham hakkında. İşler buraya nasıl mı geldi? Hiçbir fikrimiz yok ve yazarımız da bu konuyu açıklamaya niyetli değil. Ama bütün hikayenin ana fikrini biliyoruz, o ana fikirse; Batman’in kaçınılmaz sonunun yaklaştığı.



Bu kısa hikâyemizden sonra ikinci cilde geçiş yapıyor ve benim Grant Morrison’ın Batman’inde en sevdiğim ikinci cilt olan The Black Glove’a geliyoruz. Ama başlamadan önce biraz ana akım hakkında konuşalım.

Ana akım çizgi romanlar nedir? Ana akım çizgi romanlar, bütün hikâyelerin ve evrenin birbirine bağlı olduğu, devamlılık içindeki romanlardır. En basit şekliyle; bir romanda olan olayın diğer bir romana yansımasıdır. Okuyucu olarak bu romanlarda olup bitenleri gerçekleşmiş kabul ederiz. Yazarlar da kendi hikayelerini yazarken belli ana akımları gerçekleşmiş olarak kabul ederler. Peki Morrison ana akım olarak neyi kabul etmiştir? Ben cevaplayayım, HEPSİNİ..

40’lardan başlayarak bütün Batman hikayelerini gerçekleşmiş olarak kabul eden yazarımızın ilgisini en çok “Bütün bunlar gerçekten bir kişinin başına gelmiş olsaydı nasıl olurdu?” sorusu çekmiş ve Batman’i daha da katmanlı bir karakter yapmayı amaçlamıştır. Bunları Batman:RIP’de daha fazla konuşacağız fakat anlatmaya burada başlamamın sebebi, Batman’in, yıllardır romanlarda kullanılmayan, çok eski arkadaşlarını geri getirmesi ve Batman, arkadaşları ve okuyucu olarak kendimizi Black Glove’un pençelerine düşmüş halde bir adada bulmamız.



thumbnail_IMG_0155



Agatha Christie romanı tadında başlayan hikayemizde klasik bir “Kim yaptı?” sorusuna cevap ararken dünyanın en eski düşmanıyla karşılaşırız; kötülük. İyilik ve kötülük arasındaki bu çekişmede tek umudumuz ise Batman’dir.

Bu hikayemizin çizeri olan J.H. Williams III’ün Batman ve Robin’i adeta sulu boya bir tabloymuş gibi çizerken diğer Batman taklitlerini renkli çizgi film gibi çizmesi hikayeye büyük bir ton kazandırır. Bu teknik, taklitleri yanında karanlık, ağır ve gizemli bir hava katar Batman’e.





thumbnail_IMG_0148


Bu çekişmenin galibi her ne kadar Batman olsa da Gotham’a geri döndüğünde Black Glove ve Batman’nin hayaletleri onu orada bekliyor olacaklardır.

Burada öğreniyoruz ki Batman’in üç kopyası, Doctor Hurt denen bir adam tarafından bir polis araştırması olarak yaratılmıştır. Bu üç polis, Hurt tarafından eğer Batman ölürse onun yerine geçsinler diye yapılıp sonradan Black Glove’un kötülük araçlarına dönüştürülmüşlerdir.

Hurt’ün Batman’e olan bu takıntısıysa, Batman’in, seneler önce Joker’ın beynini anlayabilmek için gönüllü olarak katıldığı bir deneyden doğmuştur. Özellikle Batman’in en büyük kabuslarını seçen Hurt, bir kopyayı uzman bir nişancı, diğerini Doctor Hugo Strange’in Monster serumu ve Bane’in Venom’ını kullanmış biri, sonuncuyu ise şeytanın ta kendisi yaparak Batman’nin aklıyla oynamayı amaçlamıştır.

Şeytanın eline düştükten sonra bu gerçeklerle yüzleşen kahramanımız, her şeye hazırlıklı olduğu için kaçmanın bir yolunu bulup şeytanın peşine düşer. Her ne kadar bu Batman çakması polis elinden kaçmış olsa da Batman, ondan daha büyük ve zamandan daha eski bir kötülük ile karşı karşıya kaldığını anlamıştır.

Romanımız bu noktada sona erse de hikayemiz burada bitmiyor. Gelecek sefere, Batman’in ölümünde görüşürüz…

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Benzer Yazılar

Random House Graphic’den Büyüleyici The Runaway Princess

Johan Troïanowski’nin The Runaway Princess’i, güneşli, sıcak bir...

Biz Ne Robinler Gördük

En çok karıştırılan ve sorulan konulardan birisi Robin’ler sanırım. Aslında 4 tane Robin...

Marvel’ın Stan Lee Anısına Hazırladığı Çizgi Romanlar Hazır.

Bugünden itibaren aldığınız çizgi romanlarda Stan Lee’ye yapılan övgüyü görmezden gelemeyeceksiniz. Neredeyse bütün...

Arnold Schwarzenegger Kral Conan Olmak İçin Çağrıda Bulundu!

Senenin başlarında Facebook’tan yaptığı paylaşımlar ile eski California Belediye Başkanı Arnold Schwarzenegger’i yeniden yayınlanmaya başlayan Conan...

En Çok Okunanlar

Venom Yazarı Cates Hayranları Tarafından Ölüm Tehditleri Almaya Başladı

Yazar Donny Cates son açıklamalarında Venom #11 içeriği yüzünden ölüm tehditleri aldığını açıkladı. “Az önce...

Reinhard Kleist ile Çizgi Roman Üretim Süreci Üzerine

Geçtiğimiz günlerde 7 Mart’ta dükkanımızda Reinhard Kleist ile imza günü düzenledik. Ülkemizde Nakavt!, Boksör, Havana, Nick Cave, Olimpiyat Rüyası, Berlin Efsaneleri, Castro...

War of the Realms: Dev Hikaye Öncesinde Bilmeniz Gerekenler

Evet bildiğiniz gibi çizgi roman dünyasında artık eventler eksik olmaz hale geldi. Bir kısmı maalesef sırf satışlar için yaratılıp, variant kapaklar ile doldurulur. Ama gel...

101’inci Sayı Bir Seriye Başlamak İçin İyi Bir Nokta Mı?

Çizgi roman sektörüne uzak kişilerin veya çizgi roman sektörünü yakından takip eden fakat belli serilere uzak kalmış kişilerin akıllarındaki soru hep "Ben...

2019’un En Sevilen 10 Mangası

2019 hem sevilen serilerin devamı hem de yeni, dikkat çekici mangaların raflarda yer alması açısından oldukça verimli bir yıl oldu. Biz de...

Grant Morrison’dan Death Metal’e Batman İnceleme Part 1: Black Glove

Modern Batman’i ve ana akım Batman çizgi romanlarını anlamak için en iyi başlangıç olan Grant Morrison’ın Batman’lerini üç gruba ayırabiliriz; Batman and...