Grant Morrison’dan Death Metal’e Batman İnceleme Part 2: Batman R.I.P. & Final Crisis

Bu yazımda, Grant Morrison’ın ilk iki cildinde ve benim ilk yazımda anlattığım, Black Glove hikayesinin doruk noktası, Grant Morrison’ın sözleriyle “Batman’in şeytan nasıl aldattığının hikayesi” olan Bataman:Rip.’i yorumluyacağım.

Hikayemize başlamadan önce biraz kişisel bir not vermek istiyorum. Batman:Rip’in okuduğum en iyi Batman çizgi romanlarından biri olduğunu söyleyebilirim. Morrison’ın Batman’i bu romanda karakterize edişi beni büyülemişti; her şeye hazırlıklı, kötü adamlardan ve okuyucudan bir adım ileride tamamlanmış bir Batman. Bütün travmalarıyla yüzleşmiş, bir insanın olabileceği en iyisi olmaya karar vermiş ve bunda başarılı olmuş bir Batman. Bu saydıklarımı Morrison dışında birisi yazmış olsaydı karakterimiz gereğinden fazla güçlü olduğundan ötürü okuyucuyu itebilirdi ama Morrison bunu özenli ve yaratıcı bir şekilde yazdığı için inandırıcı oluyor. Okurken bu fikre inanıyorsunuz ve asla yadırgamıyorsunuz çünkü Morrison’ın Batmani yüzlerce hikâye yaşamış bir Batman. Morrison Batman’i ilk defa kaleme alırken şunu sormuştur “Eğer bütün Batman hikâyeleri bir kişinin başına gelmiş olsaydı o kişi nasıl olurdu?”. Bu kadar garip olaylar yaşamış bir insan delirmez miydi? Hayır, bence asıl Bruce o kostümünü giymese delirirdi. Bu konuda hemfikir olduğumuz Morrison “Bruce bir şeytan gibi giyindikten sonra şeytanlarını yenmeye başlamıştır”. demiştir. Peki, fiziksel ve mental açıdan yenilmez bu kahramanımızı neler bekliyor? Size cevap vereyim; şeytanın ta kendisi.

Hikâyemize kaldığımız yerden devam edecek olursak; en son kendisine mesaj bırakan Black Glove’u araştırmak için Joker’a başvuran Batman, elinde hiçbir bilgi olmadan evine geri döner. Batman’nin tek bildiği çok güçlü insanların onun canını acıtmak istediği, bunu hak ettiğini düşündükleri ve bunu Batman’e yapacakları olur. Batcave’e giden kahramanımız bir sürpriz bekliyordur. Black Glove, yanlarında Doctor Hurt’le birlikte, Bruce’un evini işgal etmiştir. Doctor Hurt daha önceden Batman’i birkaç deneye soktuğu için kendine Bruce’un beynini kapamak için bir kelime hazırlamıştır; “Zur-En-Arrh”. Bunları açıklamak için şunu eklemek istiyorum. Batman çok önceden, daha Dick Robin iken bir deneye gönüllü olmuştur. Bu deneyin amacı kendini izole edip delirterek Joker’ı daha iyi anlayabilmektir. Deneyin başında Doctor Hurt vardır ve Batman’in kafasının içini ilk kez orada tanıklık etmiştir. Böylece gelecekteki planları için kendine tetikleyici bir kelime bulur.

Hurt’ün planı burada bitmiyor elbette. Hurt, Bruce’u sadece mental ve fiziksel olarak bitirmek istemiyor, aynı zamanda onun bütün mirasını yok etmenin peşinde. Martha ve Thomas Wayne hakkında yalan haberler çıkararak Bruce’un soy ağacını lekelemeyi hedefleyen Hurt, kendisinin Thomas Wayne olduğunu söyleyerek Bruce’un babasının eski yarasa kostümünü giyip kahramanımızın akıl sağlığıyla da oynuyor.

Hikayeye devam etmeden önce şunu söylemek istiyorum; Tony S. Danials’ın çizimleri muazzam. Morrison, Batman serisi boyunca birçok farklı sanatçıyla çalıştı ama bence aralarından en iyisi Danials’tı. Danials’ın getirdiği karanlık ve ciddi tonlar sayesinde Gotham’ın üstüne çöken bu kötülük vurgulanıyor. Özellikle bu romandaki Joker’ın tasarımına hayranım; daha deli, korkunç ve gösterişli bir Joker.

Hikâyemize geri dönecek olursak; aklını kaybetmiş ve kanında yüksek dozda uyuşturucu bulunan Bruce, Gotham’ın acımasız sokaklarına terk edilmiş durumdadır. Bir yandan da Black Glove, Arkham Asylum’da Batman ile oynayacakları son oyun için hazırlık yapmaktadır. Arkham’ın Batman için mükemmel bir mezar olacağına inanan Hurt, yapbozun son parçalarını yerine koymaktadır ama Batman ve Morrison’ın bize hazırladığı son bir sürpriz vardır. Bruce’un beyni kapanmış olabilir ama Batman’in buna hazırladığı bir yedek kişilik var. BATMAN OF ZUR-EN-ARRH

Yedek kişiliğiyle tek tek kötü adamları avlayan Batman, Black Glove’un tuzağına ilerler. Black Glove ise Joker’ı özgür bırakmış, kötülük ve iyilik arasındaki yarışmada bahislerini oynamış bir şekilde bekliyordur. Morrison’ın bu ana kadar yazdığı bütün sayıların toplandığı bu durumda okuyucu olarak şunu eklemek istiyorum ki okurken heyecan içindeydim. Sayfaları çevirirken ne olacağını merak ediyordum, kalbim hızla atıyordu ve bu hikayenin doruk noktasına gelmesini bekliyordum. O doruk noktası ise Joker ile Batman’nin karşılaşmasında oldu.

Morrison’ın yazdığı Joker belki de okuduğum en iyi Jokerlardan birisiydi. Özellikle Batman ile Joker arasındaki ilişkiyi çok iyi anladığını düşünüyorum. Aralarındaki garip romantik ilişkiyi Joker, Batman ile Arkhamda ilk karşılaşmalarında çok güzel bir şekilde özetliyor “Aşkın gözü gerçekten kör.” diyerek. Köşeye sıkışmış karakterimiz en büyük düşmanı tarafından yenildikten sonra Hurt odaya girip Joker’a durmasını söyler. Hurt’ün başka planları vardır. Batman’nin bayılmış vücudunu deli ceketi giydirip bir tabuta koyup onu Arkham’a gömmüştür.

Kendinden emin olan Black Glove, Arkham’a geri dönmüş ve karşılarında Joker’ı bulmuştur. Onlara kendilerinden bu emin olmamalarını söyleyen Joker, Batman’in her daim hazırlıklı olduğunu, ne zaman onun için bir plan yapsa, ona özel bir tuzak hazırlasa Batman’in her seferinde kurtulduğunu anlatır. Bu konuşma esnasında Arkhamın kapıları ve ışıkları kapanır. Joker gülüp der ki; “Artık onun kutusundasınız.”. Korkan Black Glove üyeleri kaçacak bir yer ararken kahramanımız tabutunda çıkmaya çalışır. Onlarca, yüzlerce, binlerce ölüm tuzağından kaçmış Batman için deli ceketi ve kilitler çocuk oyuncağıdır. Her hareketinde seni ezip ciğerlerine giren 300 kilo toprağı kaldırmak ise çok daha zor ama Batman için imkansız değil.

Bu sırada korku içinde olan Hurt, tıpış tıpış kaçmaya başlar; Arkhamdan uzağa, Batman’nin evinden uzağa. Hurt son çare olan kaçış helikopterine biner ama Batman onun peşini bırakmaz tabi ki. Helikoptere atlayan kahramanımız helikopterin bütün dengesini bozarak Arkham adasının uzaklarında bir yere çakılmasına sebep olur. Hikâyemiz, Dick Grayson Batman’nin pelerinini tutarken son bulur…

Her ne kadar Batman:Rip, Batman’nin sonu olarak yayınlanmış ve reklamı yapılmış olsa da aynı anda Final Crisis de yayınlanıyordu. Final Crisis’te gayet canlı olan ve bir tanrının ölümünü araştıran Bruce Wayne ile karşılaşan yeni okuyucuların aklı karışabilir ama çizgi roman okuyucuları olarak bu bize gayet normal geliyor. Bir karakteri iki farklı hikayede görmek alıştığımız bir şey fakat ben Grant’in bunu bilerek yaptığını düşünüyorum. Morrison’ın bütün Batman hikâyelerinde bir boşluktan bahsediliyor; “A Hole in Things”. Bu iki kitabın arasındaki büyük boşluğun da bu yüzden var olduğunu düşünüyorum. Final Crisis, Rip’ten sonra geliyor ama Batman’nin helikopter kazasından nasıl kurtulduğunu bilmiyoruz, Doctor Hurt’ün kim olduğunu bilmiyoruz. Sayfayı çeviriyoruz ve kendimizi Batman’nin geçmişini okurken buluyoruz. Bu belki de okuyucuya istediği kesin sonu vermiyor olabilir ama her zaman kayıp bir parçanın olacağını ve Batman’nin bile cevaplayamayacağı sorular olduğunu vurguluyor.

Artık Final Crisis’e gelebiliriz. Öncellikle size bütün romanı anlatmayacağımı söyleyeyim. Zaten uzun olan yazımı daha da uzatacağı ve Final Crisis’in kendi yazısını hak ettiğini düşünsüyorum. Bu yüzden bu bütün evreni sarsan koca romanın sadece bizim için önemli olan kısmına değineceğim; Batman’nin ölümü…

Final Crisis’in Batman hakkında olan kısmı adeta Batman’e bir aşk mektubu gibi başlıyor. Batman’nin bütün eski hikayelerini görüyoruz; Year One, Death in the Family, Killing Joke, Knightfall  vb. Elbette kaçırdığım hikayeler vardır ama Batman’nin omurgası sayılan bu romanları tekrar görmek beni çok mutlu etti.

Peki neden mi bunları görüyoruz? Hepsi bir tanrının ölümüyle başlıyor. DC evreni hakkında çok bilgisi olmayanlar için bu biraz garip gelebilir ama New Gods denen yeni tanrılar var. Bunlardan biri olan Orion bu romanda öldürülüyor. Bu gizemi çözmek için tabi ki de dünyanın en iyi dedektifinden daha iyi bir seçenek olamaz. Superman tarafından bu davaya atanan Batman’imiz, Orion’ı öldüren kurşunu bulduktan sonra Darkseid tarafından ayartılmış bir Green Lantern tarafından esir alınıyor. Uyandığında kahramanımızı bütün travmalarını yaşarken buluyoruz. Bütün bunları Darkseid’in adamları, Batman’nin anılarını alıp klonlara koymak için yapıyor. Böylece Darkseid’in mükemmel askerleri olacak. Kendisini anılarını çalan bu makinede bulan Batman tabi ki yenilmeyecektir. Anılarında bir farklılık olduğunu fark eden kahramanımız “Benim anılarımı mı istiyorsunuz, hepsini bir kerede kaldırabilecek misiniz?” diyerek makineyi ve ona bağlı bütün klonları parçalıyor. Bunun olacağını tahmin edemeyen Darkseid’in askerleri korkuyla kaçıyor ve Batman’nin kemerini arkada bırakıyor. Tanrı öldüren kurşunu kemerinden alan Batman bir kapıya gelene kadar ilerliyor. O kapının ötesinde ise Darkseid vardır.

Darkseid, DC evreninin kötülüğün form bulmuş halidir, Batman ise sadece bir insan. Bu senaryoyu defalarca görmüş olabiliriz farklı türde romanlarda, farklı zamanlarda. İnsanın karşısında duran ejderha, kurt, imparator. Canavarın yolunda duran insan. Bu bir mittir. Zaman kadar eski ve hepimizden büyük bir mit. Sonuna ilerlediğini bilen Batman tek bir kereliğine istisna geçip silahını ve tanrı öldüren kurşununu Darkseid’e ateşler. Maalesef Batman silahı ateşlerken Darseid Omega ışınını Batman’e doğrultur ve kahramanımız ölür…

Batman’nin kendisi bir mittir ve Darkseid’in karşısına geçip dik durduğu sırada kendi mitine yeni bir sayfa ekler. Nihai kötülüğün insanlığa gözünü diktiği ve insanlığın o kötülüğün gözünün içine bakıp “Seni yakalamaya geliyorum” dediği bir mit. Belki de Batman için henüz her şey bitmemiştir, belki de her şeyin içinde olan boşluktan kaçabilir ama bu başka bir günün hikayesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Benzer Yazılar

Reinhard Kleist ile Çizgi Roman Üretim Süreci Üzerine

Geçtiğimiz günlerde 7 Mart’ta dükkanımızda Reinhard Kleist ile imza günü düzenledik. Ülkemizde Nakavt!,...

Brian Michael Bendis Bir X-Men Filmi Üzerinde Çalıştığını Açıkladı

Yazar Brian Michael Bendis’in, Disney’in 21st Century Fox’u...

Mikel: Bask Paranoyasının Derinliklerinde

İspanya'daki Bask ayrılıkçı hareketin ortasında yer alan Mikel,...

Fantastic Four’un Sinema Yolculuğu

Fantastic Four çizgi romanlarının Marvel evreni içerisinde...

En Çok Okunanlar

Venom Yazarı Cates Hayranları Tarafından Ölüm Tehditleri Almaya Başladı

Yazar Donny Cates son açıklamalarında Venom #11 içeriği yüzünden ölüm tehditleri aldığını açıkladı. “Az önce...

Reinhard Kleist ile Çizgi Roman Üretim Süreci Üzerine

Geçtiğimiz günlerde 7 Mart’ta dükkanımızda Reinhard Kleist ile imza günü düzenledik. Ülkemizde Nakavt!, Boksör, Havana, Nick Cave, Olimpiyat Rüyası, Berlin Efsaneleri, Castro...

War of the Realms: Dev Hikaye Öncesinde Bilmeniz Gerekenler

Evet bildiğiniz gibi çizgi roman dünyasında artık eventler eksik olmaz hale geldi. Bir kısmı maalesef sırf satışlar için yaratılıp, variant kapaklar ile doldurulur. Ama gel...

101’inci Sayı Bir Seriye Başlamak İçin İyi Bir Nokta Mı?

Çizgi roman sektörüne uzak kişilerin veya çizgi roman sektörünü yakından takip eden fakat belli serilere uzak kalmış kişilerin akıllarındaki soru hep "Ben...

Grant Morrison’dan Death Metal’e Batman İnceleme Part 1: Black Glove

Modern Batman’i ve ana akım Batman çizgi romanlarını anlamak için en iyi başlangıç olan Grant Morrison’ın Batman’lerini üç gruba ayırabiliriz; Batman and...

2019’un En Sevilen 10 Mangası

2019 hem sevilen serilerin devamı hem de yeni, dikkat çekici mangaların raflarda yer alması açısından oldukça verimli bir yıl oldu. Biz de...